"Sıcak Nal" kapıya asılmaz!


İki Aylık Edebiyat Dergisi

takip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
takip etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2011 Pazartesi

Pınar Selek ile Söyleşi



“Hayatın gerçeklerinden özgürleştim” 


Sema Aslan
Sıcak Nal, Temmuz-Ağustos 2011, sayı 9, Takip.


Mısır Çarşısı'nda meydana gelen patlamayla ilgili aldığı beraat kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozulan ve bu karar Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onaylanan Pınar Selek'in yaşamaya mahkûm edildiği kâbus bitmiyor. Kâbus akan suya anlatılınca başa gelmez derler; Pınar Selek’in 13 yılını anlatacağı bir su, güçlü bir akıntı bulması lazım geliyor bu durumda. Buluyor da… Su gibi akıp giden bir roman yazıyor: “Yolgeçen Hanı” (İletişim Yayınları, 2011).


Selek, bu ilk romanında, yolları Yedikule’de kesişen insanların 12 Eylül darbesiyle sarsılan hayatlarını anlatıyor. Onları birbirleriyle buluştururken, okuru da ‘yitirilmiş olan’la buluşturuyor. 

1 Eylül 2011 Perşembe

Modern Abi'den İran'a Notosça Dersler

Makbule Aras
Sıcak Nal, Mayıs-Haziran 2011, sayı 8, Takip.


  Halklar ve edebiyatları üzerine herkes istediğini söyleme özgürlüğüne sahiptir elbet ama söylediklerimizin reel düzlemde bir dayanağının olması ve her şeyden önce de ne söylediğimizin anlaşılır olması gerekir. Şair Hayri K. Yetik’in Notos dergisinin son sayısında (sayı 27) “Uyuşturucuya Dönüşen Farsça Anlatılar” başlığı altında talihsiz bir yazısı yayımlandı. Yazının, derginin “editörlüğü” sorguladığı sayıda yayımlanmış olması ise başlı başına bir skandala dönüşmüş; zira benim saptayabildiğim kadarıyla dört sayfayı bulmayan sözkonusu yazıda toplam 16 evet, tam 16 anlatım bozukluğu var. Yazıdaki dilin amatörlüğüne bir de bu anlatım bozuklukları eklendiğinde ne söylendiğinin anlaşılması için dönüp tekrar tekrar okumayı dayatan tam da “editörlük zor sanat” sayısına kapak olacak cinsten bir sonuç çıkmış ortaya!

 Hemen başlıktan başlayarak kendini gösteren indirgemeci/küçümseyen/yargılayan bakışı, yazının tamamında görmek mümkün. Hayri Bey belli ki İran edebiyatı üzerine bazı araştırma(ma)lar yapmış hatta öyle ki kronolojik düzlemde bir edebiyat tarihçiliğine bile soyunur gibi olmuş. Bu edebiyat tarihçiliğinin nesnelliğinden, bilimselliğinden söz etmek elbette mümkün değil. Beni bu yazıyı yazmaya götüren ise içerikten önce yazıdaki üslup oldu. Bir ulusun edebiyatı üzerine ahkam keserken her şeyden önce bunu yapacak donanıma sahip olmak gerekir ki söz konusu yazı, bize bunun ipuçlarını vermiyor; aksi takdirde Türk edebiyatını Nâzım’dan, İran edebiyatını Sadık Hidayet’ten ibaret görerek iki edebiyatı birbiriyle kıyaslamaya girişen “bakın bizim edebiyatımız daha gelişmiş” diyen bir üslupla karşılaşmazdık.

11 Haziran 2011 Cumartesi

Edebiyat Dünyasının Paradigması Nereye Düşer Ey Özne?



Melike Koçak
Sıcak Nal, Mart-Nisan 2011, sayı 7, Takip. 

  Notos dergisi, Şubat-Mart 2011 sayısında “Çağdaş Türk Edebiyatında En İyi 40 Şey” başlıklı soruşturmasının sonuçlarını yayımladı. 181 kişinin 5’er seçimle katıldığı bu soruşturmanın sonucundaki  “...40 şey” sırasıyla şöyle:

  Nobel Edebiyat Ödülü'nün Orhan Pamuk'a verilmesi - Nâzım Hikmet - İkinci Yeni - Sait Faik ve Alemdağ'da Var Bir Yılan - Oğuz Atay ve Tutunamayanlar - Varlık dergisi - Hasan Âli Yücel ve MEB Tercüme Bürosu - Yaşar Kemal - Ahmet Hamdi Tanpınar - 1950 Kuşağı Öykücüleri - Garip Akımı - Can Yayınları - Orhan Pamuk - Yapı Kredi Yayınları - Bilge Karasu - Yeni Dergi ve De Yayınları - Türk Edebiyatını Dışa Açma (TEDA) Projesi- Yusuf Atılgan ve Anayurt Oteli - Edebiyat Dergilerinin Çeşitlilik Kazanması - Enis Batur - İletişim Yayınları- Kitap Ekleri ve Radikal Kitap - Varlık Yayınları - İhsan Oktay Anar - Hasan Ali Toptaş - Metis Yayınları - Memet Fuat - Adam Öykü - Sanal Ortamda Edebiyat - İnce Memed - Kitap Fuarları ve TÜYAP - Orhan Veli Kanık - Edip Cansever - Fazıl Hüsnü Dağlarca - Türkiye’nin Frankfurt Kitap Fuarı’nda Onur Konuğu Olması – Memleketimden İnsan Manzaraları - Murathan Mungan - Nurullah Ataç - Orhan Kemal - Roman Patlaması

  Soruşturma, gazetelerde haber olarak yer aldı. Sanırım esaslı denebilecek ilk değerlendirme, Radikal gazetesinin 6 Şubat 2011 tarihli Hayat ekinde yapılmış; burada, soruşturmaya katılan/katılmayan eleştirmen, yazar ve şairlerin görüşlerine yer verilmişti. Başlık: “Kadın Yazarlarını Yok Sayan Bir Edebiyat”tı.  Ardından ”Notos Öykü'nün 181 kişiye sorarak hazırladığı 'Çağdaş Türk Edebiyatında En İyi 40 Şey' listesinde ödüller, dergiler, pek çok yazar, şair var ama hiç kadın yok. Neden yok? Sorumuza yanıt verenler, edebiyat dünyasındaki erkek egemenliğine işaret ediyor.” denmişti. Görüşler, başlıktan da anlaşılacağı üzere, 40 şey’in içerisinde kadınların olmaması üzerine yoğunlaşmıştı.

5 Haziran 2011 Pazar

Behzat Ç. Vagonu ile Anakaraya Bir İki

Süreyyya Evren
Sıcak Nal, Mart-Nisan 2011, sayı 7, Takip.

   Gül Yaşartürk'ün bu sayımızda yer alan Bir Antikahraman Olarak Behzat Ç.’nin Portresi yazısının açtığı kanalı vesile ederek ben de bir iki Behzat Ç. notu düşsem diyorum. Behzat Ç.'yi bir dizi olarak ya da bir polisiye olarak değerlendirebilecek durumda değilim. Bir dizi olarak Türk dizileri furyasının sıradışı bir örneği olduğunu duyuyorum, sektörün genel teamüllerini takmadığını, ayrıksı bir yapım olduğunu, dirençlere rağmen varolduğunu işittim. Ayrıca polisiye dizilerimiz içinde de en gerçekçisi olduğu ve yeni bir polisiye dizi çerçevesi çizdiği söyleniyor Türkiye için. Ben dizinin bu ve benzeri hasletlerinden çok Behzat Ç. dizisiyle bize nasıl bir değerler kümesi sunuluyor, hangi yargıların işlediğini hangilerinin işlemediğini görüyoruza şöyle bir bakalım diyorum.